7-8 yaşlarında bir kız çocuğunun gizli hıçkırıklarına kulak kabarttım.
Annesine;
“N’olur okuldan beni almaya babam gelmesin”
dedi.
Dikkatimi çekti, çünkü o yaştaki bütün kız çocukları babacı olur ve babasının
onu okuldan almasından da sonsuz derece mutu olur.
Annesi sessizce “neden yavrum?” dedi.
Çocuk omuz silkti, “gelmesin işte” dedi, ağladı.
Annesi, “tamam ben gelirim ama söyle neden” dedi.
“Babamdan utanıyorum anne” dedi, “üstündeki kıyafete baktın mı babamın, bütün
arkadaşlarım baktı, birbirlerine gösterdiler” dedi, ağlamaya devam etti.
Anne de bu konuda muzdarip olmalıydı ki;
“Ben söylerim daha dikkatli giyinir” demedi; sadece “o senin baban yavrum”
dedi, “babadan utanmak olur mu?”
“Anne babamın kıyafeti mi yok sanki, dolabı dolu, gömleğinin kolları yırtık
üstündeki mont pis saçlarını bile taramamış ve kokuyordu anne
çok utandım, çok” dedi.
Baktım gizliden anne de ağlıyordu…
***
Bu anlattığım bir kurgu değil, tamamına kulaklarımla şahit oldum ve o an en
güzel kıyafetlerimi giyip, en güzel parfümü sıkıp, o yaştaki bir çocuğun gururu
olmak adına okulun kapısından onu almayı, arkadaşları ile tanışmayı, onlarla
sohbet etmeyi ne kadar istedim anlatamam ama böyle bir şey mümkün değildi.
Sadece dua ettim.
“Allah’ım şu günahsız yavrunun hürmetine babasına, yavrusunu anlama
izanı ver” dedim.
Lütfen yapmayın bunu, siz de çocuk oldunuz, sizin de çocuk gururunuz oldu.
Çocukken sevdiğiniz ya da çocukken sizi sevindiren büyükleriniz, bugün hâlâ en
kıymetliniz.
Çocukken sevmediğiniz bugün de hâlâ sevemediğiniz kişiler değil mi?
Çocuğun dünyasını yıkarsanız, onu kompleksli, kimliksiz ve hırçın kılarsınız.
Çocukken veremediğiniz o “gurur duygusu” “utanç duygusuna”
döndüğü an, bir daha önü alınamaz kişilik bozukluklarına sebep olursunuz…
…
Bugün gururu ol ki, yarın gururun olmaya senin de hakkın olsun…